Cuma 16 Kas 2018
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • green style
  • red style
  • orange style

MUHSİN MACİT BİR GÜZELLİK ETTİ!

Muhsin Macit'in üçüncü kitabı Timaş'tan çıktı. Kendi yaşamından kesitleri bir tahkiye ustası tarzıyla anlatıyor.
Erzurum’da bir kitapçıdasın. Kitaplara göz gezdirirken, özellikle yeni çıkanlara, birden kapağında ‘ selvi boylum, al yazmalım’ filminden bir fotoğrafın yer aldığı kitap ilişiyor gözlerine. İsmi de iyi kitabın: Filmin Ağlanacak Yeri. Bakıyorsun Muhsin Macit yazmış. Yanında Şahin Torun Bey var. ‘Evet, Erzurumlu bu arkadaş’ diyor. ‘Severiz kendisini.’

Dekandan sinema yazıları

Açıyorum kitabın kapağını. Bakıyorum Muhsin Macit’in kısa yaşam öyküsüne. 1964 Oltu doğumlu. Muhsin Macit’in anı/ öykü şeklinde yazdığı ve daha önce çoğu Dergah’ta yayımlanmış yazılardan oluşan kitabını alıp okumaya başlıyorum.

Şimdi Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi dekanı olan Macit’in daha önce çıkan iki kitabı var. Özellikle 'ikinci yeni’nin ve Sezai Karakoç’un; geçmişin şiir birikiminden nasıl faydalandıklarını anlattığı önemli eseri Gelenekten Geleceğe isimli kitabını yıllar evvel Cağaloğlu’ndaki Kültür Bakanlığı’ndan satın aldığımı hatırlıyorum. İkinci kitabını ise bu yıl yine Cağaloğlu'ndaki Everest Yayınları'ndan satın almıştım: Kırklar Divanı. Bu eserinde Macit, divanlardan seçtiği beyitlerle ördüğü kısa denemelerini sunuyor okuyucularına.

Üçüncü kitabında ise kendi yaşam macerasının bazı bölümlerini bizimle paylaşıyor. Bir arkadaş, bir dost, bir ağabey, bir baba… gibi içtenlikli, samimi, rahat. Kalemini zorlamıyor fazla. Kelimeler, odasında gaz lambası yanan bir Erzurum köy evinin masalımsı ortamından akıp geliyor. Kamyon şoförü ile şairlik arasında bocalayan, bıyığı henüz terlemişin; kendini gizlemeden, mecaz ve metaforların ardına saklanmadan ergenlik ve ilk gençlik dönemlerinin zorlu serüvenini anlatışını okuyoruz. 70’lerde, 80’lerde büyümüş, eğitim görmüş, gurbete düşmüş bir Anadolu delikanlısı, geçmişinin kan-ter içindeki günlerine bizi de götürüyor.

Beni en çok etkileyen bölümler ise Van Gölü’ne ve Karbeyaz kediye yaptığı güzellemeler. Macit Hoca’nın Van Gölü’nü bir sevgili addedip içini dökmesi etkiliyor insanı ister istemez. Aynı şekilde özellikle babasının ölümüne Karbeyaz kediyi de şahit tutarak o günü anlatışı da dokunaklı bir hikaye kıvamında.

Ağlanacak yer çok

Kitabın pek çok yerinde türkülerden, aşıklardan; Sümmani’den, Ali Ekber Çiçek’ten ve kendisini hala daha etkileyen İzzet Altınmeşe’nin kadife sesinden bahsetmesi de eseri dağların ve bozkırların sesi kılıyor. Kitabın pek çok ‘ağlancak yeri’ var. Ama ben bunları ağyare ifşa etmeyeyim. Çünkü bir esere yar olmak için hem-hal olmak gerek.

Ayrıca küçük yaştan itibaren şiirler yazmaya başlayan ama bir türlü şair olamayan yazarımız, bir bölümde de bize niçin şair olamadığını hatıraları eşliğinde ironik bir dille anlatıyor. Lakin ironinin dozunun iyice arttığı bölüm, divan şiirleri severlerine seslendiği bölümdür. Kendi tecrübelerini ve divan şairleri konusunda eylediklerini de açık ederek, akademisyenlere; bilimsel çalışmalarıyla kendi çapında şiirler yazmış şairleri rahat bırakmaları uyarısında bulunuyor.

Velhasıl; Muhsin Macit tecrübelerinin, yaşadıklarının, dinlediklerinin ve okuduklarının imbiğinden süzerek bizlere yaşam, Erzurum, Şark, aşk, şiir, türkü, hasret, direnç üstüne güzel sözler söylüyor, bunları daha çok geleneksele yakın bir söyleyiş tarzıyla dile getiriyor. Keyifle, sevgiyle ve ümitle okudum. Bakalım siz okuyunca neler yaşayacaksınız?
 
Mustafa Nezihi Pesen