Perşembe 13 Ara 2018
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • green style
  • red style
  • orange style

Derya gibi bir şiir

Muhsin Macit’in Divan şiirinin söyleyiş ve duyuş bakımından farklı özellikler taşıdığını düşündüğü beyitleri, gazelleri şiir defterine kaydetmesinin hâsılası Kırklar Divanı adıyla okurla buluştu. Yazarın seçtiği otuz sekiz beyit ve orijinal olduğunu düşündüğü iki gazeli merkeze alarak onların etrafında kendi öznelliği doğrultusunda yazdığı kırk denemeden oluşuyor Kırklar Divanı.

Eser bu yönüyle Divan şairinin başarısının şiirsel ‘bütünlük’ içerisinde parçadaki güzelliği yakalamasına bağlı olduğunu da ortaya koyuyor. Dilin anlam dünyasında derinleşmeye, var olandan hareketle yeni ve farklı söyleyiş imkânlarını yaratan şairlerin parça güzelliklerine odaklanmış Macit. 
Divan şairleri ‘bikr-i mana’ ve bir başka deyişle söylenmemiş bir anlam, bir nükteli söz bulmayı, daha doğrusu var etmeyi amaç edinirlerdi. Bu nedenle Divan şiirinde ‘birim’, ‘beyit’tir. Şair, söyleyeceğini bir beyitte söyler; sonraki beyitte bambaşka bir şey söyler. Yani divan şiirinde genel olarak ‘bütün’ güzelliği yoktur. 
Yazar Kırklar Divanı’nda benzer çalışmalarda görüldüğü üzere ‘yabancı’ sözcüklerin karşılığını vermek, şiirdeki edebiyat sanatlarını göstermek, şiiri düzyazıya çevirmek yolunu pek tutmamış. Şairlerin dünyaya bakışını, yapıtlarının sesini, kurgusunu, temel izleklerini en önemlisi de bu şiirin kurucu temel söylemi tasavvufu da konu edinen bu denemelerde Divan şiiri kazısının geçmesi gereken uğrak noktaları hakkında da ip uçları elde ediyoruz. Öte yandan Cumhuriyet öncesinden başlayan Divan şiiri eleştirilerinin odaklandığı kalıp ifadelerden “Hayatla alakası yoktur. Tamamıyla soyut bir zihin ürünüdür.”( Fuat Köprülü) yargılarıyla da çoğu zaman savunmacı biçimde karşımıza çıkan klişe yargılara düşmeksizin kabullenerek hesaplaşıyor Macit çözümlediği şiir örneklerinden hareketle. 
Divan şiirini okumak ve anlamak zordur. Çünkü, birtakım cinasları, telmihleri, simgeleri bilmek, bunları anlamak ve bunlardan tat almak hiç de kolay değildir. Ayrıca Türkçenin aruz vezni içinde kullanılmasının zor, büyük bir ustalık gerektirdiği de bilinir. Bugünden bakıldığında bütün zorluğuna rağmen bu şiirden hareketle yeni çıkışlar/yorumlar bulabilen ve bu buluşlarıyla geleceğe ışık tutabilen Kırklar Divanı klasik Osmanlı şiirini anlamak için okunması gereken eserlerden biri olarak karşımızda durmaktadır. 


Asım Öz

Radikal Gazetesi, 04.09.2009